Yıl 1957 – Türk Roketçiler ” Bandırma Füze Kulübü “

Paylaş
 

SpaceX roketinin fırlatılmasının yankıları sürerken bir zamanlar bizim de uzaya roketler fırlattığımızı ve bunu “liseli” bir grup gencin başlattığını biliyor muydunuz?

Lagari Hasan Çelebi’den 3 asır sonraya, soğuk savaş dönemine gidiyoruz. Amerika ve Sovyetler arasındaki uzay yarışının başladığı 1957’ye. Yarışa hızlı başlayan Sovyetler, Sputnik I adında, basketbol topu büyüklüğündeki bir uyduyu fırlatarak dünyada bir ilki başarmıştır. Geri kalmak istemeyen Amerika kendi uydularını göndermek için hazırlık yaparken, Sovyetler de Sputnik 1’den sonraki uydulara çalışmaktadır. Tüm dünya 2 ülke arasındaki uzay yarışını ilgiyle izlerken, Bandırma’da yaşayan bir grup liseli de bunu büyük bir merakla takip etmektedir. İsmini Kore’de şehit düşmüş Mehmet Gönenç’ten alan lisede okuyan gençler, Sputnik I’in fırlatılmasından etkilenerek Füze Kulübü kurarlar. Kulüpte amatör etkinlikler yapılır; uzay, evren, uzaylılar, dünya dışı yaşam gibi konularda tartışmalar düzenlenir, paylaşımlar yapılır. 2 Yıl sonra kulübü büyüterek derneğe çevirirler ve ismini de “Bandırma Havacılık ve Uzay Araştırmaları Derneği” olarak değiştirirler. Derneğin ilk işi dünya çapında faaliyet gösteren astronomi ve uzay organizasyonlara üye olmak ve onlarla bilgi alışverişi yapmak olur. Ve sıra hayalleri gerçeğe çevirmeye gelmiştir. 1m boyunda, 3kg ağırlığındaki bie roket yaparak fırlatırlar.40m yükselen roket denize düşer. Fırlatmayı izlemeye gelen basın alay eder ama onların pes etmeye niyeti yoktur. 2.Roketlerini yapıp fırlatırlar ama 15m sonra o da düşer. Gençler bu defa ulusal basında yer almış ama onlar da alay etmişti. Cumhuriyet gazetesinin baş editörü “Onlar başka dünyalarda yaşıyorlar.” demişti.

Ancak ne parasızlık, ne de basının alay etmesi gençleri durduramaz. Bu defa 2 katlı ve otomatik ateşleme sistemine sahip bir roket yaparlar. Roket bu defa 750m’ye kadar çıkar. Başarılı olan bu deneme sadece ulusal basında değil, uluslararası dergilerde de bile yer alır. Bu durum ABD’nin dikkatini çeker, Amerika Basın Ataşeliği, Amerika’da yayınlanmak üzere dernek başkanı ile röportaj yapar (istihbarat). Bir avuç gencin bu başarısı derneğe üniversitelilerin, uzmanların, akademisyenlerin katılmasını sağlar.Üye sayısı hızlı bir şekilde artar.

Denemeler değişik roketlerle devam eder, aynı yıl içinde biri 150m’ye, diğeri 300m’ye çıkabilen ve paraşütle inebilen roketler fırlatılır. O sırada derneğe katılanlardan biri de Kirkor Divarcı isimli İTÜ Makine Mühendisliği’nde görevli bir akademisyendir.

Onun hayali Marmara 1 ismini verdiği bir projedir. Bu projeyi hayata geçirmek için evlenmek için ayırdığı 400 lirayı projeye yatırır. Kirkor, ekiple birlikle gece gündüz çalışır ve Marmara 1 roketinin 30 Ağustos 1962’de yani, Zafer Bayramı’nda fırlatılmasını planlar. O gün geldiğinde, halkın ve basının heyecanlı bakışları arasında roket fırlatılır, ilk denemede sorun çıkar ancak 20dk sonra fırlatılır. 920m yükselen roket, bu irtifada infilak eder, ot ve çalılardan oluşan bir alana düşerek yangın çıkartır. Basının çoğu yine eleştirir.

 
O günlerde ekip, katıldığı uluslararası roket yarışmasında Amerika ve Almanya’nın ardından dünya 3.sü olur (Nereden nereye gelmişiz). Marmara’dan sonra Hürriyet, Ata, Kıbrıs, Vega, Siriüs gibi yeni projeler başlar, ekip neredeyse her hafta bir füze denemesi yapmaktadır.
Bunlardan biri olan Marmara 4 o kadar başarılı olur ki, 5415m’ye yükselir. Artık Kirkor’un ve ekibin amacı çok daha öteye gidebilmektir.
Yeni projelerden Vega, o kadar iddialıydı ki, ağırlığı 300kg, boyu ise 3.6m uzunluktaydı, menzili ise “410km” olarak tasarlanmıştı. Ancak en heyecan verici proje Aktrüs idi. 500kg ağırlığında ve 4m uzunluğundaki bu projenin amacı uzaya canlı göndermekti (uzaya canlı!!). Aktrüs’ün kapsülüne bir fare konulacak, yol boyunca farenin tüm hareketleri kaydedilecek, roket 150km’ye ulaşınca da kapsül ayrılacaktı. Kapsül ayrıldığı zaman da paraşütle dünyaya inecek, böylece farenin durumu görülebilecekti. Devamında da “insanlı uçuşlar” planlanacaktı. Ancak gelinen bu seviye birilerinin dikkatini çekince, bir anda devreye görünmez eller girdi. Tüm destekler bir anda bıçak gibi kesildi. Bu da yetmezmiş gibi ekibin beyni olan Kirkor’un evinde “aniden” bir yangın çıktı ve tüm projeler, kayıtlar, hesaplar ne varsa kül oldu. Kirkor bu olaydan çok etkilendi, adeta hayata küstü ve tüm projelerden elini eteğini çekti. Devamında da ekip üyeleri hızla dağıldı. Kısıtlı imkanlarına rağmen, uzay konusunda Amerika ve Rusya ile yarışan ekipten geriye gazete küpürleri ve kurdukları o dernek kaldı. Dernek bugün hala Bandırma Havacılık ve Uzay Araştırmaları Derneği (HUZAD) ismiyle faaliyet gösteriyor…
Nereden… Nereye..

Kaynak: Lagari Twitter.

Bu yazı 480 kere okundu.
Etiketler:
haberler nostalji
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

YAZAR HAKKINDA

Facebookta bizi bulun
ARŞİV