İran Havayolları Uçuş 655 Hakkında (Güncellendi)

Merhaba dostlar! Güncellenmiş hali ile Iran Air Jetinin vurulması ile ilgili yazımla tekrar karşınızdayım

Temmuz’un 3ü, 1988. Basra Körfezi’ndeyiz. USS Vincennes adındaki Ticonderoga sınıfı milyar dolarlık bir AEGIS kruvazörü , bir aylık rutin körfez devriyesinden sonra Bahreyn’deki ana limana dönüyor.

1988 yılında İran-Irak Savaşı 8.yılındaydı ve hedefler her iki tarafın petrol ihracatıydı. Taraflar birbirini ekonomik yıpratmaya çalışıyordu. Petrol ihracatının bu iki ülke için önemli bir gelir kalemi olduğunu da hatırlatalım.

Böyle bir durumda bağımsız tankerleri korumak adına ABD Donanmasına bağlı kruvazör ve fırkateynler körfezde devriye geziyordu.

4 Temmuz Amerikalıların bağımsızlık günü, yani gemideki askerler için hem devriye dönüşü tatili , hem de bağımsızlık günü tatili , askerlerdeki heyecanı tahmin edebilirsiniz.

Kaptan William Rogers’ın gemi içi dahili telefonu , bu havayı dağıtacak bir haberle çalmıştı :
“Kaptan, buraya gelseniz iyi olur, öyle görünüyor ki Montgomery bir arı kovanına girdi”

USS Elmer Montgomery fırkateyni , Vincennes’in kuzeyinde , Hürmüz Boğazı yakınlarındaydı.

Montgomery fırkateyni, bir Pakistan gemisine saldırmaya hazırlanan bir ganbot grubunu görmüş ve Vincennes’e rapor etmişti , Vincennes yüzey komutanı Albay Richard Mckenna’dan Montgomery nin konumuna rota değişim izni istemiş ve alışık olunduğu üzere rota değişimini başlatmıştı , değişim izni geldiğindeyse, Vincennes , Montgomery ye oldukça yaklaşmıştı.

Kaptan Rogers, yüzey komutanına ganbotların düzensiz ve saldırgan tavırlarını rapor ettiğinde yüzey komutanı , toplarla uyarı atışı izni verdi. Saat sabah 9:38 de Vincennes’in burnundaki 5 inçlik(125mm) top ile ilk atış yapıldı , ardından ganbotlar atışa karşılık verse de mesafesi kısa kalıyordu.

Birkaç dakika sonra Montgomery de ganbotların diğer tarafından atışa başladı , ganbotlar kapana kısılmış tam bir deniz savaşı başlamıştı. Amerikan gemilerine yaklaşan her unsur bir tehdit olarak algılanacaktı.

Derken , yüzey savaşı tüm hararetiyle sürdüğü bir anda , hava tehditlerinden sorumlu Yarbay Scott Lustig , kaptanı kimliği belirsiz bir uçak hakkında uyardı . Kaptan, hava unsuru kimlik teşhis sorumlusu Teğmen Andrew Anderson’a uçağı derhal teşhis etmesi yönünde Emir verdi.

Teşhis sorumlusu Anderson, ilk olarak IFF adı verilen dost düşman ayırt etme sistemine baktı. IFF Mode 1,2 ve 4 askeri uçaklara aittir . O esnada gizemli uçaktan IFF Mode 3 sinyali alındı (yani sivil uçak sinyali)

Ardından o saatte üzerlerinden geçmesi gereken bir uçak olup olmadığını görmek için o günün bölge sivil uçuş programına baktı, ancak oradaki saatlerin İran daki Bandar Abbas saati mi yoksa gemide kullanılan Bahreyn saati mi olduğundan emin değildi. Bu sebeple o sırada üzerlerinden geçecek bir uçak olmadığına hükmetti.

Ve o sırada ilginç bir şey oldu. Teşhis sorumlusu Anderson, heyecanla IFF sinyalinin değiştiğini fark etti. Uçak artık hem Mode 3 , hem de Mode 2/1100 sinyali sağlıyordu, Mode 2/1100, İran f-14 uçaklarına aitti yani bu bir tehditti.

Kaptan yüzey savaşı ve hava tehdidiyle bir arada uğraşırken epey kafası karışmış tavırlar sergiliyordu. Bir yandan da gemideki bir subay, sürekli gizemli uçağa rotasını değiştirmesini , aksi takdirde vurulacağını söyleyen uyarılarda bulunuyordu, ve Yarbay Lustig kaptana sürekli uçağı vurmak isteyip istemediğini soruyordu.

Hedefin bilgilerini izleyen subay ise uçağın alçalmaya başladığını söyledi. İşte bu kırılma noktası kaptan pilotun kararını etkileyen en önemli nokta idi.

Ve sonunda uyarılara cevap gelmeyince kaptan uçağı vurmaya karar verdi. Kaptan Rogers ateş izni anahtarını çevirdi ve geminin ön tarafında bulunan MK-26 füze fırlatıcısından 2 adet RIM-66 Standard füzesi ateşlendi. Bir dakika geçmeden uçak vurulmuştu.

● Gemideki askerlerin bir İran F-14’ü sanıp vurdukları uçak , aslında Iran Air’a ait toplamda 290 kişi taşıyan bir yolcu uçağıydı.

● Resmi raporda hiçbir zaman yer almasa da gemi, izinsiz olarak 4km kadar İran karasuları içine girmiş durumdaydı.

● Teşhis sorumlusu Andrew Anderson, sivil hava trafik programında yarım saatlik yerel saat farkını hesaba katmamış, ve durumla ilgilenen Yarbay Scott Lustig’e bunu danışmamıştı.

● Uçak ,gemideki bilgi izleme subayının belirttiği gibi hiçbir zaman alçalmamıştı. Tam tersine geçen süre boyunca sabit bir oranla yükseliyordu. Ve bu durum geminin bilgisayar kayıt sisteminden doğrulandı.

● Gemiden uçağa yapılan 10 uyarıdan 7si Iran Air uçağının alamayacağı askeri tehlike frekansından yapılmıştı.

● Uçağa ulaşan uyarılarda ise uçağın gemiye göre hızı belirtiliyordu, oysa uçak pilotunun göstergesinde gördüğü hız farklıydı , yani uyarının kendisine yapılmamış olduğunu düşündü.

Sonuç olarak, birden çok hatanın bir araya gelmesi , ihmal ve savaş durumu psikolojisi, yok yere 290 kişinin ölümüne sebep oldu ve sorumlular ceza almadı.

…Murat Deniz Şenol…

Bu yazı 1188 kere okundu.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun
ARŞİV