Nostalji – Uçağa İlk Binişlerimde Başıma Gelenler Ve Eski Türk Hava Yolları Bileti

Paylaş
 

Merhabalar Havacılık Meraklıları
Bundan tam 20 yıl önce hayatımda ilk defa uçağa binmenin heyecanını yaşadım. İstanbul’dan Elazığ’a gidecektim. Yanlış hatırlamıyorsam sabah 07:00 İstanbul Atatürk Havalimanı – Elazığ seferi uçağı için ilk uçak biletimi almıştım. Ancak o zamanlar sanki aktarmalı gidiyordu İstanbuldan Elazığ’a uçaklar. Ve bu kadar çok havayolu şirketi yoktu Elazığ’a giden. Sadece Türk Hava Yolları. Bizde Ankara aktarmalı gidecektik. Kontuara gidip ceck-in işlemimi yaptırdım, bagajımı teslim ettim ve uçağa binmek için kapıya doğru gittik. Kapıdan otobüse bindik ve bir hayli yol aldıktan sonra durduk ve uçağa bindik. Uçak Airbus 310 du . Yanlış hatırlamıyorsam bir de Japon turist kafilesi vardı. Aklımda öyle kalmış. Uçak çift koridorluydu.

Heyecandan kalkışı anlayamadım. Ama artık havadaydık. Yiyecek içecek servisi gazete derken Ankara için alçalmaya başladık. Yiyecek içecek servisi kutunun içinden çıkan poğaça ve zeytin, peynir ve domatesten yapılmış sandviç tarzı bir şeyden ibaretti yiyecek olarak. Sabah saatleri olduğu için kahvaltı yerine geçti. Ve o zamanlar ilk defa görmüş olduğum kolonyalı mendil de verilen kutunun içinden çıkan bir diğer ilgimi çeken şeylerden biriydi… Çok acayip gelmişti. Islak peçete gibi ama mis gibi kokuyor. Görmemişiz ki. Nereden bilelim kolonyalı mendili..  45 dk bile sürmedi. Dağıtılan gazetenin daha ilk sayfasını okuyamamıştım.  Bu arada hiç unutmayacağım bir nokta da havadan Anıtkabir’i  görmek inanılmaz güzeldi. Ankara’ya indikten sonra  bir süre – yaklaşık 2 saat kadar-  Elazığ uçağını beklemek gerekti. Beklerken Esenboğa’nın kuru soğunu bir tadayım dedim ve dışarıya çıktım merak edip. Ankaranın havasını biraz olsun soludum. Hakikatende o soğuk gerçekten SOĞUK tu 😀 Aktarmalarda o zamanlar uçağa binerken bagaj gösterilip biniliyormuş. Bende o zaman öğrendim. Bagaj arabaları bagajlarla yüklü  uçağın yanında ve uçağa binerken görevliye gidip gösteriyorsun bagajını, oda tebeşirle işaretliyor ve uçağa gönderiyor. Bagajımı gösterdim uçağa bindim bu seferde uçağımız  RJ lerden biri ama  hangisi olacağını hatırlayamayacağım. Yalnız uçuşu çok keyifli uçaklardan biriydi RJ ler. Daha sonra bir kaç kez daha binmişliğim oldu onlara aynı hatta. Neyse güzel bir uçuştan ve yiyecek içecek servisinden sonra Elazığ’a yaklaşmaya başladığımızı baraj göllerini görünce anladım. Yaklaşma için dönüşlerde inanılmaz güzel göl manzaraları denk geldi. Bir kez pas geçtikten sonra sorunsuz indik. Küçücük bir bina küçük bir bantı olan Elazığ Havalanına gelmiştik sonunda. 4-5 saat önce İstanbul’daydım. Şimdi Elazığ’dayım dedim içimden kendime. İnanılmaz keyif almıştım. Daha sonraki gidiş gelişlerimdede hep havayolunu kullandım. Malatya’dan Elazığ’dan gittim geldim. Her seferinde hemen hemen hep aktarmalı gittim geldim. Sadece bir kez bayram için ek bir sefer düzenlenmişti. O uçuştaki uçak değişik gelmişti bana.  Ya MD 80 – ya DC-9 o tarz bir uçaktı muhtemelen kiralanmıştır bir yerden ek sefer olduğu için ama dış boyasını tescilini hiç hatırlamıyorum. Hatta direk İstanbula  gelmiştik. Aktarmasız daha öncede belirttiğim gibi. Buda çok güzel bir zaman kazandırmıştı bana :). Bu ek seferden aklımda kalan bir diğer detayda uçuş sırasında kokpit kapısının açık olmasıydı. İçeride pilotları görebiliyordum. Şimdiki havacılık merağım o zamanlar olsaydı gider çöreklenirdim yanlarına. 🙂

Sonraki aktarmalı gidişlerimden birinde ise Tekirdağ’lıyız ya bir arkadaşıma rakı götürmek istedim. Kargo şirketleri kabul etmedi. Bende ne olacak ki çok iyi sarar sarmalar birini çantanın bir köşesine diğerini de diğer köşesine  sağlamca oturtursam  kazasız  belasız gider diye tahmin ettim. İstanbul’da bagajı teslim ettim. Yine aynı saatlerde Ankara’ya indik. Yine aktarma saatini beklerken Esenboğa havaalanı genel  anons sisteminden ismim anons edildi. Danışmaya gitmem rica edildi. Danışmaya gittiğimde beni bir beyefendi bekliyordu. Lütfen benimle gelin dedi ve beni arkasına taktı. O önde ben arkada yürümeye başladık. Epey bir yürüdükten  sonra bir odaya girdik. İçeride bir kaç kişi daha vardı. Hala ne olduğunu bilmiyordum. Meraklı gözlerle içerideki kişilere bakarken masada oturan beyefendi ” bagajında yani çantanın içinde ne vardı” diye sordu. O zamanlar böyle kurallar çok sıkı değildi  yukarıdada kokpit kapısı örneğini verdim.. Şaşkınlığımı üzerimden attıktan sonra ” askerim, elbiselerim çamaşırlarım var” dedim. Rakılar hala aklıma gelmiyor ama.. Adam tekrar sordu ” tamam anladıkta kırılıp koku yapacak bir şey varmıydı” diye sorunda jeton düştü. ” hee dedim iki tane rakı vardı” adamların yüzleri bir anda değişti. Kafalarını iki yana sallayarak ” kardeşim galiba o rakılar mevta oldu” dedi biri. Gidip bakalım dediler. Yine başladık yürümeye. Bu kez bir kapıdan havaalanının apronuna çıktık. Küçük bir arabayla havaalanı içinde gezmeye başladık (Fiat Uno). Uçakların arasından yanlarından geçerek çok keyifli bir 15 dakika gezi yaptık. Sonra çook büyük bir hangara girdik. Yerlerde bagajlar sıralanmış nereye hangi uçağa verilecekleri önlerindeki tabelalarda yazıyor. Elazığ tabelasının önüne gittiğimizde rakı kokusu heryeri sarmıştı. Ama tabelanın arkası boştu. Bagajlar muhtemelen uçağın yanına gitmiş dediler. Hoop yine arabaya bindik. tekrar uçakların arasından geçerek Elazığ’a gidecek uçağın yanına gittik. Evet bagajlar uçağın yanındaydı. Benim rakılı çantada orada. Kilitli olduğu için bakamadılar sanırım. Gittim çantanın kilidini açtım. Rakılardan birisi hakikatende kırılmış. Kırılmakla kalmamış elbiselerimi çamaşırlarımı çantamın içinde ne varsa herşeyi rakı kokutmuştu. Diğeri kırılmadığı için onu çantadan almamı söylediler. Çantayı kapattım. Arabaya tekrar bindik. Terminal binasına ilk gittiğimiz odaya gittik.  Bunu ne yapacağız dedim atayımmı. Adamlar yooo aman dediler atılırmı o :). Çook güzel sardılar sarmaladılar el bagajı olarak almam için güzel paketlediler. İki tane başlayan rakıların yolculuğu bu şekilde bir tane olarak Elazığ’da son buldu.

İlk uçak yolculuklarımda böyle anılarım oldu.. Onlarıda siz Havacılık Meraklısı dostlarımla paylaşayım istedim. Aşağıdada o uçuşlarımdan birinden Malatya – Ankara – İstanbul aktarmalı geldiğim   biletimin fotoğraflarını görüyorsunuz. :). O zamanlar e-bilet yok. İnternet yok.. Biletler böyleydi…Sevgiyle Kalın…

Erhan Aydoğdu.

Sizlerin de anısı varsa bizlerle paylaşbilirsiniz. Anılarınız ı info@goklerdeyiz.net elektronik posta adresine gönderebilir isminizle yayınlayabiliriz.

bilet  bilet1 bilet2 bilet3 bilet4

Bu yazı 9061 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

3 adet yorum var.

  1. Birol Arı dedi ki:

    THY ile ilk kez DC-9 ile 1971 yılında İstanbul dan,İzmir e (Çiğli) uçmuştum.. Uçak başına askerler gelmişti.. Ben genç bir (25) Asb. Olarak uçaktan havalı inmiştir…

    • Goklerdeyiz Admin dedi ki:

      DC-9 zamanlarına malesef yetişemedik. Çiğli meydanına indiğinizi yazmışsınız. Askeri havaalanı bildiğim kadarı ile Çiğli. Siivl olarakta kullanılıyormu?

      • Eren Evren dedi ki:

        Evet, Eskiden Adnan Menderes Havalimanı olmadan önce Çiğli Havaalanı sivil uçuşlar için kullanılıyordu. (ben de yetişemedim) Bir de geçtiğimiz yıl ya da ondan önceki yıl Lufthansa yanlışlıkla oraya inmişti (Artık arıza yapıp da söylememiş olabilirler 🙂

        Selamlar

        Eren Evren

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

YAZAR HAKKINDA

Facebookta bizi bulun
ARŞİV